“Üst dünyaları algılamaya başlayan bir Kabalist, farklı boyutlara girer. Gözlerinin önünde yeni bir dünya, tüm güzellikleri ve zenginlikleriyle belirir. Bu bizim dünyamızda olmayan bir şeydir. Tümüyle farklı bir manzara görmektedir: Bizim dünyamızı harekete geçiren tüm güçleri ve bedenlerin parçası olmayan ruhları görür. Geçmiş, şu an ve gelecek gözlerinin önünde serilidir, tüm bunları yaşar ve sonsuzlukla dolu, tüm evreni hissederek mükemmeliyet hissini yaşar.
Bu yüzden bir Kabalist’in bizlere hissettiklerini, neler gördüklerini, nelerle yüzleşip, nelerin ortaya çıktığını anlatmaları zordur. Dünyamızda maneviyatı yaşamayan birisine ‘Üst Dünyalar’ın görünümlerini açmak, bir fikri aktarabilmek ya da bir resmi oluşturabilmek, insanın hissettiği mutluluk ve izlenimleri aktarabilmek için tek bir iletişim aracı vardır: Ses.
Kabalistler, derin makaleler ve anlaşılması zor olan kitaplar yazmalarının yanı sıra, şarkılar ve melodiler de yazarlar. Bu bir Kabalist’in hislerini seslerle, -kelimeler olmadan- direkt kalpten, daha bütün bir şekilde, aktarmasıdır. Bu sesler, böylelikle kalbimize girer ve bizleri bir şekilde değiştirip ‘Üst Dünyalara’ adapte eder.”